Varis Tedavisi

VARİS TEDAVİSİ

Bacak Varis Tedavisi

Varis tedavisinin temel amacı yaşam kalitesini bozan huzursuz bacak yakınmaların giderilmesidir. Tedavide amaç sadece görünen varislerin değil buna neden olan altaki yetmezlik ya da reflü bulunan damarın da tedavi edilmesidir. Bu amaçla varise yol açan nedenin varislerle  birlikte tedavi edilmesi kalıcı ve etkin çözüm sağlayacaktır.

Bacaklardaki yüzeyel yerleşimli toplardamarlar iki yerleşimde olup bunlar kasık bölgesinden başlayıp ayak bileğine kadar uzanan büyük safen “Safena Magna” ile topuk arkasından başlayıp diz arkasına kadar uzanan küçük safen ‘Safena Parva” dır. Bunlara ilave olarak kasık düzeyinde ve delici - perforan toplardamarlarda yetmezlikler de varis nedeni olabilmektedir. Tedavide bu damarların da dikkate alınarak planlanması gerekir.  

Varis tedavisinde halen uygulanan güncel tedaviler;

  1. Varislerin Cerrahi Tedavisi
    1. Ligasyon (Bağlama)
    2. Stripping (soyma çıkarma)
    3. Flebektomi (variköz venleri kesilerek çıkarılması)
  2. Endovenöz Termal Ablasyon
    1. Lazer ablasyon (Lazer ile yakarak kapama)
    2. Radyofrekans ablasyon (Radyofrekans ile yakarak kapama)
  3. Endovenöz Kimyasal Ablasyon
    1. Köpük skleroterapi (Köpük ilaçları kullanılarak damarı kapama)
    2. Siyonoakrilat embolizasyonu (yapıştırıcı ilaçlar kullanılarak kapama)

Varisler uzun yıllardan beri cerrahi yolla tedavi edilmekteydi. Cerrahi olarak damarların bağlanması ya da bağlanarak çıkarılması yöntemi uygulanmaktadır. Bu cerrahi yöntemler ligasyon ve stripping olarak adlandırılır. Bu yöntemler genel anestezi gerektirmesi, ameliyat izi (skar) oluşturması, hastanede yatışı gerektirmesi ve  işleme ait risklerle birlikte tekrarlama olasılığının yüksek olması nedeniyle son dönemlerde uygulanımı azalmıştır. Uzun süreli takiplerde cerrahi sonrası tekrarlama oranları %35-40 düzeylerine yaklaşmaktadır. 

Varis yavaş ilerleyen bir hastalıktır. İhmal edildiğinde yaşam kalitesini bozan ve yaşamı tehdit eden risklere yol açabilir. Hastalığın başlangıç dönemlerinde akşama doğru ayaklarda şişme ve ayakkabının dar geldiği yakınmaları ifade edilir. Bazı hastalarda varisler çıplak gözle de görünür hale gelir. Hastalık ilerledikçe bazı hastalarda gece krampları, ayaklarda kaşıntı, iğnelenme hissi ortaya çıkabilir. Zamanla  varisler  ilerledikçe ve tedavi ihmal edildikçe bacak alt kesimlerinde renk değişiklikleri, iyileşmeyen yaralar ve ülserler gelişebilir. Venöz ülserler hastalığın son dönemlerinde ortaya çıkan yüksek riskli bir durumdur. Bacaklardaki varislerin boyutları arttıkça içlerinde kanın durağanlaşmasına bağlı olarak pıhtılaşma (trombüs), pıhtılaşma ve enfeksiyon (tromboflebit) görülebilir. Trombüsün derin toplardamarlara ulaşması sonucu akciğerlere pıhtı atabilir. Akciğerlere masif emboli hayati risk taşıyabilir. 

Endovenöz Lazer Ablasyon ile Varis Tedavisi  

Günümüzde varis tedavisinde ameliyatsız çözümler ön plana çıkmıştır. Güncel tedavide varislere yol açan yetmezlik bulunan yüzeyel toplardamarlar ameliyatsız bir yöntem olan ‘endovenöz lazer’ yöntemi ile kapatılarak tedavi edilir. Endovenöz kelimesi toplardamar içerisine girilerek tedavi yapılmasını tanımlar. Bu tedavide hastalıklı bölgenin daha aşağısından damara girilerek yetmezlik ya da reflü bulunan kesimin damar içinden tedavi yapılmasına olanak verir. Günümüzde kullanılan lazer fiberlerinin farklı enerji düzeyleri bulunmaktadır. Bu enerji düzeylerine bağlı olarak etkinlikte farklılıklar görülebilmektedir.

Endovenöz lazer ablasyon yöntemi ile %90-95 başarı ile reflü bulunan damarlar kapatılmaktadır. Bu yöntemde cerrahiden farklı olarak damar çıkarılmayıp damarın iç duvarına yüksek ısı uygulayarak damar kapanması ve zaman içerisinde ince bağ dokusuna dönüşmesi sağlanmaktadır. Aynı amaç için radyofrekans ablasyon tekniği de kullanılmaktadır. Bu iki teknik uygulama yönünden benzerlik göstermekte olup damar uygulanan ısının elde edilmesinde ayrışmaktadır.    

Lazer fiberin damara yerleştirilmesi

Lazer uygulanacak damar segmenti Doppler incelemesinde belirlenir. Bu segment reflü saptanan büyük ya da küçük safen venin uzunluğuna göre saptanır. Bu amaçla ultrasonografi eşliğinde reflü izlenen toplardamarın en alt seviyesinden ince iğne ile girilerek bir kılıf yerleştirilir. Bu kılıfın bir ucu damar içinde iken damar dışına uzanan kesiminde valv bulunur. Bu valv kılıfın içerisinden lazer fiberinin gönderilmesine olanak sağlar iken valv kanın dışarıya akmasını engeller. Çok ince olan lazer fiberi diz ya da diz altı seviyeden toplardamar içine yerleştirilir. Fiber toplardamar içinde kasık düzeyine kadar ilerletilerek safen venin derin toplardamar ile birleştiği noktanın 2 cm uzağına yerleştirilir. 

İleri derecede tortüyoz damarlarda, yetmezlik bulunan damarın orta kesiminde tıkanıklık olması ya da damar içi web bulunması durumlarında diz altı giriş yapıldıktan sonra lazer fiberin kasık düzeyine kadar ilerleltilmesi mümkün olamamaktadır. Bu tür durumlarda bir kaç teknik kullanılarak bu zorluk giderilebilir. Lazer fiberi yan dala girmesi durumunda fiber geri çekilerek yan dala parmak ile basılır. Bu teknik yeterli olmadığı durumda lazer fiber öncesi kılavuz tel gönderilerek üzerinden kateter kasık düzeyine kadar ulaştırılır. Kateter içinden lazer fiber gönderilebilir. Bu teknik de yeterli olmadığı durumda yetmezlik bulunan damara iki ayrı yerden giriş yapılarak iki aşamalı lazer fiber yerleştirilerek diz üstü ve diz altı ablasyon ayrı ayrı uygulanır. 

Tümesan anestezi

Tümesan anestezinin amacı lazer enerjisinin toplardamar çevresindeki dokulara zarar vermesini engellemek ve verilen sıvının toplardamar üzerine bası oluşturup damar duvarının fibere tam temas etmesini sağlamaktır. Tümesan anestezi sayesinde varis tedavisi çevre dokulara zarar vermeden daha effektif yapılmış olur. 

Lazer ile varis tedavisinin 2. aşamda tümesan anestezi uygulanır. Tümesan anestezi serum içerisine lokal anestezik ve ilave ilaçlar eklenerek hazırlanır. Reflü izlenen toplardamar çevresine boydan boya tümesan anestezi enjekte edllir. Ağrılı bir aşamadır. Bu nedenle bu işlem sırasında ilave sedatif ve ağrı kesiciler kolda damar yolundan verilebilir. Kasık düzeyinde sinir blokajı da yapılabilir. 

Ablasyon uygulanması

Varise yol açan ve reflü saptanan toplardamarın kapatılmasında en kritik tedavi aşamasıdır. Lazer fiberleri farklı enerji seviyelerinde olabilmektedir. Diz üstünde verilmesi gereken ortalama enerji 90-100 Joule/cm iken diz altında sinirlerin yakın olması nedeniyle enerji düzeyi düşürülür. Bu düzey ortalama 60-70 joule/cm aralığındadır.  Lazer fiberleri ile enerji verilirken fiber yavaş yavaş geri çekilir ve sonunda tamamen çıkarılıp damara giriş yeri steril şekilde kapatılır. İşlemin tek bacak için süresi ortalama 45-50 dakikadır. Uygulamaya bağlı olarak lazer tedavisi sonrası köpük tedavisi de aynı seansta yapılabilir. Bazı olgularda büyük ya da küçük safen venlerine lazer sırasında uygulanan yoğun tümesan anesteziye bağlı olarak variköz venler seçilemeyebilir. Bu durumda köpük tedavisi 1 hafta sonraya ertelenebilir. 

Büyük ya da küçük safen toplardamarlarının kapatılması vücüt için ciddi mahsur oluşturmamaktadır. Büyük safen veni vücutta hayati bir işlevi olmayıp sadece ileri yaşlarda koroner by –pass ameliyatlarında kullanılabilen bir damar işlevine sahiptir. İleri derecede genişlemiş ve yapısı bozulmuş büyük safen toplardamarı by pass için uygun olamamaktadır. Reflü saptanan büyük ya da küçük safen veni ablasyon tedavisi sonrası zaman içinde incelerek kaybolur. 

  
Orta Boy Varis tedavisi, lazer ve köpük tedavisi  öncesi (sol) ve sonrası (sağ) 

 
Büyük Boy Varis tedavisi, Lazer ve köpük Tedavisi Öncesi  (sol) ve Sonrası (sağ)

Varis Tedavisi Sonrası Takip

Endovenöz lazer ve köpük tedavisi tamamlandıktan sonra hasta muayene masasında ayakları yukarı kaldırılarak varis çorabı giydirilir. Varis çorabının amacı tedavi sonrası ağrının azaltılması ve iyileşme sürecinin hızlandırılmasıdır. Piyasada çok çeşitli ve farklı basınç değerlerine sahip çoraplar bulunmaktadır. Tedavi sonrası tercih edilen varis çorabı ayak parmak uçları açık, kasığa kadar uzanan ve yüksek basınçlı (30-40 mmHg) olanlardır.

Varis çorabı giydirildikten sonra hastaya ayağa kaldırılarak 15 dakika yürütülür. Daha sonra 1 saat boyunca ayaklar yukarıda tutularak dinlendirilir. 2 saat gözlendikten sonra hasta taburcu edilir. 1 gün sonra hasta Doppler ile incelenerek derin toplardamarların açıklığına bakılır. 2. seans köpük tedavisi planlanır ise 1 hafta sonra yapılması tercih edilir. 20 gün sonra son kontrol yapılarak varis çorabı çıkarılıp genel önerilerle hasta 3 ay sonra görülür. 20 günden sonra normal yaşamda varis çorabı giymesi gerekmez. Fakat tedavi yapılmış olsa da uzun süreli seyahatlerde varis çorabının kullanılması önerilir. 

Tedavi sonrası büyük safen venin kapandığını gösteren akım yokluğuna bağlı renk kodlanmaması  (damar dik görüntü, SOL), derin toplardamarın açık olduğunu gösteren renk kodlaması (KIRMIZI), büyük safen veninin derin vene katılımından 1 cm den sonra tıkandığı görülmektedir (damara paralel görüntü, SAĞ)

Varislerin Ablasyon Tedavisinde Karşılaşılabilen Riskler

Endovenöz lazer ablasyon sonrası %10 dan daha nadir oranda karşımıza çıkan bazı istenmeyen durumlar-komplikasyonlar ortaya çıkabilir; 

  • Yeterli tümesan anestezi yapılmamasına bağlı ciltte gelişebilen yanıklar
  • Lazer sonrası gelişen damardaki pıhtının derin toplardamarlara uzanması
  • Cilt altına kanama
  • Enfeksiyon gelişimi
  • Yapılan enjeksiyonlara bağlı tedavi sonrası parastezi denilen uyuşmalar
  • Özellikle diz altı tedavilerinde nadir olarak görülen sinir hasarına bağlı düşük ayak gelişmesi 
  • Komplikasyon oranları ablasyon tedavisinde açık cerrahi yöntemlere göre daha düşüktür. Bununla birlikte kanama ve ekimoz açık cerrahi tekniklerde yüksek olmakla birlikte ablasyon tekniklerinde de parestezi oranları daha yüksektir. 
  • Tanımlanan komplikasyonların görülme sıklığının azaltılması için bazı önlemler alınır. İşlem sırasında tedavi aşamaları standardize edilir ise bu riskler daha da azaltılır. Tümesan anestezi her bir bacak için en az 250 cc nin üzerinde tutulmalıdır. Lazer fiberi büyük safen venin derin toplardamara katılım yerinin 2 cm uzağında tutularak ablasyona başlanmalıdır. 
  • Enfeksiyon gelişimini engellemek için steril koşullara uymak gerekir. 
  • Diz altında sinir hasarını engellemek için lazer dozu düşürülmelidir.  

 Varislerin lazer ile tedavisinin cerrahi tedaviye üstünlüğü; 

  • Genel anestezi gerektirmemesi
  •  Ameliyata göre daha ağrısız bir işlem olması
  • Hastanın işlemden sonra hemen yürüyerek hastaneden ayrılması
  • Ciltte ameliyattaki gibi iz bırakmaması
  • Tekrarlama riskinin çok daha düşük olması

Lazer ile varis tedavisinde ana neden olan yüzeyel toplardamar kapatıldıktan sonra gözle görülen variköz venlerin tedavisi de aynı seansta uygulanır. Bu iki yöntem ile yapılır. Skleroterapi denilen küçük iğne ile girilerek varisleri büzüştüren ilaçları verilmesidir. Diğer yöntem daha büyük varislere uygulanan cerrahi yöntem olan miniflebektomi tekniğidir ki bu yöntemde varisler minik kesilerle çıkarılır. Orta boy ve kılcal varislerin tedavisinde bu varislerin besleyici varisleri ile birlikte köpük skleroterapi yöntemi ile kapatılması etkili bir yöntemdir. Kılcal varislerin geri kalan kısımlarının kapatılmasında yüzeyel lazer “transdermal lazer” ve radyofrekans teknikleri kullanılmaktadır. Radyofrekans tekniği ile transdermal lazer tekniğinde görülen yan etkiler izlenmemektedir. 

Varislerin köpük tedavisi ile ilgili detaylar ayrı başlık altında detaylı olarak anlatılmıştır. 

Sizden Gelen Sorular 

Varis Çorapları Tedavide Rolü Nedir?

Varis çorapları varis hastaları tarafında yaygın olarak kullanılmaktadır. Farklı firmalar tarafından farklı boy ve çapta üretilmektedir. Varis çorapları oluşturdukları basınçlara bağlı olarak 3 farklı yapıdadır;

  • Düşük basınçlı varis çorapları (15-20 mmHg) 
  • Orta basınçlı varis çorapları (20-30 mmHg)
  • Yüksek basınçlı varis çorapları (30-40 mmHg)

Ne zaman varis çorabı giyilir?

Doppler incelemesinde ciddi büyük safen ya da küçük safen toplardamarlarında reflü izlenen hastalarda varis çorabı tedavi edici değildir. Tedavi oluncaya kadar hastanın yakınmalarını azaltır. Varis tedavisinde tek başına yeterli olmadığı bilinmelidir. 

Sınırlı reflüsü bulunan ve damar çapları lazer tedavisi için yeterli genişlikte olmayan hastalarda düzenli kullanılması hastalığın ilerlemesini engelleyebilir. Uzun süreli ayakta durmayı gerektiren işlerde çaılışanlarda, uzun süreli yolculuklarda da varis çorabı kullanılması yararlı olur. 

Lazer ve köpük ile yapılan varis tedavisinden sonra da varis çorapları atılmamalı koruyucu amaçla uzun süreli yolculuklarda kullanılması önerilir. Bu amaç için orta ya da yüksek basınçlı varis çorapları tercih edilmelidir.  

Tedavi edilmeyen varisler 

Varis ilerleyici bir hastalık olup varisler tedavi edilmez ise ilerlemeye devam ederler. Zaman içersinde varislerin boyutlarında artış, bacaklarda şişlik, geç dönemde renk değişikliği ve ülsere yaralar oluşturarak yaşam kalitesini bozarlar. Genişlemiş toplardamarda kan durağanlaşarak pıhtılaşabilir ya da ciltte ekimozlar oluşabilir. Büyük varisler,  içlerindeki durağan kan akımı nedeniyle pıhtılaşabilir (tromboflebit) ve bu pıhtı derindeki toplardamara  ya da akciğere gidebilir (emboli). Çok nadiren de olsa varis cilt altı kanamalarına da yol açıp risk oluşturabilir. 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sol bacakta baldır ön yüzünde pıhtılaşmış (tromboze) variköz venler. İleri derecedeki genişlemiş variköz venlerde kan akımının durağanlaşması sonucunda varisler içinde kan pıhtılaşır. 

 


 İleri varis hastalığında cilte pigmentasyon, yer yer cilt altı kanamalar

 

  Tedavi edilmeyen varislere bağlı olarak gelişen venöz ülserler ve yaralar

Hamilelik ve Varis

Hamilelik sırasında salgılanan hormonlar, fötustan dolayı karın içinde artan basınç ve kilo alma gibi sebeplerle bacak toplardamarları üzerinde basınç artışı gelişmektedir. Hamilelik süresince daha önce var olan varislerde de ilerleme görülmektedir. 

Hamilelikte Varisten Korunma,

Hamileliğin ilerleyen aylarında yiyeceklerde tuz kullanılmaması, çok fazla ayakta kalmamak, özellikle oturulduğu zaman ayakların yüksekçe bir yere konulması, eğer bacak damarlarında belirginleşmeler görülüyor ise uygun bir varis çorabı kullanilması yerinde olur. Hamilelik süresince doktorunuzun izin verdiği doğrultuda düzenli spor yapılması ve yürüyüşlerde varisten korunmakta yararlı olur.  Bu önlemlere dikkat edildiğinde genellikle hamilelikte beliren varisler doğumdan sonra gerileyecektir. 

Hamilelikte Varis tedavisi yapılabilir mi?

Tedavide kullanılan lazer enerjisi, tümesan anestezi ilaçları fötus için riskli olup hamilelikte uygulanmamalıdır. İdeal varis tedavi zamanı hamilelikten sonra ve emzirme süresi bitirildikten sonraki dönemdir. Hamilelikte yakınmalar artması durumunda tanımlanan koruyucu yöntemler ve varis çorabı kullanmak yararlı olur.   

Lazer ile ablasyondan sonra varisim tekrarlar mı? 

Endovenöz lazer ablasyon (EVLT) yöntemi olarak tanımlanan toplardamar içinden girilerek yapılan varislerin lazer tedavilerinde tekrarlama oranları düşüktür. Nadir olgularda yeterli lazer enerjisi kullanılmadığı durumlarda tekrarlama riski mevcuttur. Uygun girişimsel radyoloji teknikleri, lazer enerji kaynağı ve efektif tümesan anestezi uygulandığında tekrarlama riski son derece düşüktür. Bazı olgularda tedaviden bir süre sonra şikayetler tekrarlayabilir. Bu durumda önemli nedenlerden biri yetersiz Doppler incelemesi olup zaten var olan reflü seviyesi ya da reflü bulunan perforan toplardamarlar atlanmış olabilir. Bu nedenle işlemin Doppler uygulamasında ehil olan girişimsel radyologlar tarafından yapılmalıdır.  

İleri obez hastalarda varis tedavisi mümkün mü? 

Tabii ki mümkün. Obezite ya da diğer adıyla şişmanlık varise yol açan önemli risk faktörlerinde biridir. Tedavide ilk aşama diyet uygulanması ve varisten korunma eksersizlerinin uygulanmasıdır. Bu aşamada gerektiğinde diyet uzmanı ve psikiyatristten yardım alınabilir. İlk ayda hastanın öz güveni artırılarak kilo verebileceğine inandırılır. Diyet düzenli uygulanırken ve eksersizler aksatılmadan yapılmaya başlandıktan sonra en erken 1. ayda normal kilodaki hastalardaki gibi tedavi süreci başlatılır. Tedavi başlayıncaya kadar hastadan en az 4 kilo vermesi istenebilir. Bu hedef başarı oranını yükseltir. Hasta hem obeziteden hem de varislerinden kurtulmuş olur.

Obezite hastalarında varis tedavisi planlanırken hastanın eşlik edebilecek olası şeker hastalığı ve diğer endokrin nedenler yönünden taranmalıdır. Bu hastaların tedavisinde endokrin, kardiyoloji kontrolleri yapıldıktan sonra varis tedavisine başlamak doğru bir yaklaşımdır. 

Varis irsi bir hastalık mıdır?  

Evet, varis irsi özellikler taşıyan bir rahatsızlıktır.  Kan bağı olan akrabalarınızda varis varsa sizde de olma olasılığı vardır. Ancak bu mutlaka olacaktır anlamına gelmez.

Ailede varis olmayan kişilerde de bazı mesleki durumlara bağlı olarak varis gelişebilir. Özellikle uzun süre ayakta kalmayı gerektiren bazı meslek gruplarında cerrah, öğretmen, garson, kuaför gibi kişilerde varis gelişme riski yüksektir.  

Varisten korunmak için işimi bırakmam gerekir mi?

 Bazı meslekler örneğin kuaför, garson, satış elemanları gün boyu uzun süre ayakta kalmaları gerekmektedir. Varisleri mevcut olan henüz tedavi olmamış ya da varis tedavisi olan hastalarda tekrarlama riskini azaltmak amacıyla işten düzenleme yapmak gerekir. Gün içerisinde ayaklarını yükseğe kaldırarak dinlenme molaları vermesi önerilir. Bütün bunlar sağlanamadığı durumlarda iş değişikliği önerilir.   

 

Etiketler: 


 
varis, varis tedavisi, varisin lazer ile tedavisi, varislerde köpük skleroterapi, varisden korunma, varis çorabı, varisin ameliyatsız tedavisi, varis hastası, ayaklarda şişme, bacak varisi, genital varis, varislerin ayaktan tedavisi, bacak varis tedavisi, istanbul da varis tedavisi, ameliyatsız varis tedavisi, köpük tedavisi, radyofrekans, lazer, ablasyon, varisten kurtul, nasıl varisten kurtulurum, 

 

back to top