Kanserde Ablasyon Tedavisi

KANSERDE ABLASYON TEDAVİSİ
 

Tümör Tedavisinde Ablasyon 
 
Kötü huylu (kanser-malign) tümörlerde çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bu yöntemler cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları olarak sıralanabilir. Sıklıkla hastalar tümörün cerrahi olarak çıkarılabilme şansını yitirdikten sonra başvururlar. Günümüzde rutin tedavi yöntemleri cerrahi ve kemoterapi yeterli düzeyde etkili olmadığından yeni tedavi yöntemlerine gereksinim duyulmuştur. Akciğer, karaciğer ve böbrek malign tümörlerin klasik yöntemlerle tedavilerine ilave olarak ablasyon (çıkarma, ayırma) teknikleri günümüzde giderek önem kazanmaktadır. 
 
Karaciğerden köken alan  (Hepatoselluler karsinom = HCC) veya karaciğere başka oganlardan yayılan (metastaz) tümörlerde olduğu gibi kesin tedavi (küratif yöntem) cerrahi yoldan tümörün çıkarılmasıdır. Bu yöntemin tüm dünya tarafından kabul edilmesine karşın bu olguların en fazla %15’ i bu evrede yakalanabilir ve cerrahi işlem için uygundur. Kısacası bu olguların çoğu tümör yakalandığında operasyon şansını kaybetmiştir ( inoperable). 
 
Karaciğer için uygulanan cerrahi yöntemin başlıca riskleri; yetersiz karaciğer rezervi, müdahaleye uygun olmayan yerleşimde tümör ya da tümörlerin bulunması olarak söylenebilir. Bu yöntemde ölüm oranı (mortalite) % 5 olup 5 yıllık yaşam % 20 ile % 40 arasındadır. İşte bu nedenledir ki alternatif olarak tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu alternatif yöntemlerin en başında tümör ablasyonu gelmektedir. Tümör ablasyonu, istenilen tümörü ortadan kaldırmak veya belirli bir hasar vermek amacıyla yapılan kimyasal veya ısı (termal) uygulanımıdır.
 
Karaciğer tümörlerinde kullanılan alternatif yöntemler şöyle sıralanabilir; 
 
- Mikrodalga Termal Tümör Ablasyonu (MWA)
- Radyofrekans Termal Tümör Ablasyonu (RFA)
- Kriyoablasyon (CRYO)
- Yüksek intensite fokuslü ultrasound ablasyon
- Lazer Ablasyon
- Etanol Ablasyon 
 
İlk ablasyon tedavisi 1980’ lerde rezeke edilemeyen karaciğer kanserli (HCC) olgularında etanol enjeksiyonları ile başlamıştır. Çoklu uygulama gerektirmesi, ablasyon zonun belirsizliği ve yüksek lokal ilerleme oranları (%17-38) etanol ablasyonun diğer ablasyon yöntemlerine göre kullanımını kısıtlamıştır.  
1990’ larda RFA, 1995 yılından sonra da MWA tedavileri uygulanmaya başlamıştır. Ablasyon tedavisi 3 cm’ den küçük tümörlerde küratif ve orta boyutta (3-5 cm) HCC’ de tümör nüksünü önleyen, yaşam süresini uzatabilen, tümör sınırlarını azaltabilen tedavi yöntemidir.   
 
Tedavi Planlanması   
 
Tümörlerin sayı, yerleşim ve komşu yapılarla ilişkilerinin değerlendirilmesi amacıyla ultasonografi (USG), bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yöntemleri kullanılmaktadır. Yerleşimi net belirlendikten sonra ablasyon işlemi perkütan (direkt ciltten) yolla ve genellikle ultrasonografi (USG) cihazı eşliğinde, daha az sıklıkla bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı eşliğinde uygulanmaktadır. Nadir olarak perkütan ulaşımın mümkün olmadığı durumda ablasyon cerrahi eşliğinde de uygulanabilir. Bu işlem ameliyathanede operasyon (intraoperatif) koşulları uygulanarak yapılır. 
  
 
 
ETİKETLER;

kanser, kanser tanısı, kanser tedavisi, kanser tedavisinde yeni gelişmeler, ablasyon, ablasyon tedavisi, radyofrekans, mikrodalga, kriyoablasyon 
 
 

back to top