Myom Embolizasyonu

 MYOM EMBOLİZASYONU

 Myom 

Myom kadında  en sık görülen iyi huylu tümör- ur olup en çok 30-40 yaş arasında olmak üzere kadınların ortalama 25% ila %50’sinde görülmektedir. Uluslarası tıp biliminde myoma uteri olarak adlandırılır. Dilimizde myom ya da okunduğu gibi miyom olarak da yazılır. 

 Myomlarda en önemli risk faktörleri hiç doğum yapmamış olmak, genetik yatkınlık, obezite ve siyah ırktır. Hormonların da miyomlar üzerinde etkisi bulunmaktadır. Myomların en fazla görüldüğü dönem östrojen üretiminin yetersiz olduğu, yumurtlamanın bozulduğu menapozdan önceki 40 lı yaşlardır. Menapoz sonrası miyomlarda büyüme durur ve mevcut miyomların boyutlarında azalma olur.
 
Çoğu myom herhangi bir şikayete sebep olmazken, bazı miyomlar menoraji (adetin fazla olması), sık idrar yapma, kasık ağrısı yaparlar. Myomlar adet süresinin uzamasına ve yoğunluğunun artışına yol açtıkları için kansızlık (anemi) gelişmesine neden olur. Buna bağlı olarak hastalarda halsizlik, çabuk yorulma ve sık sık uykuya dalma gibi yakınmalara yol açar.
 
 

Myom Tipleri ve Yerleşimi

 Myomlar yerleşimlerine bağlı olarak tanımlanırlar: Rahimin en iç ve en dış katmalarına göre miyomun yerleşimi belirlenir. Buna göre;
Subseröz miyomlar; Miyomlar rahime sapla ya da geniş tabanla bağlı olup rahim dışına uzandığı zaman subseroz miyom olarak adlandırılır.
Intramural miyomlar; rahim içindeki miyomlar olup kas tabakası içinde yerleşmiştir.
Submukoz miyomlar; rahimin en iç tabakası olup endometriumun hemen altında yerleşip rahim ortasında bulunan endometrial kaviteye uzanırlar. Kaviteyi doldurup servikse uzanabilirler. 
Rahim içindeki miyomların yerleşimi ve sayısı uygulanacak tedavi yöntemini belirlemede en önemli kriterlerden birisidir. Ayrıca, çok sayıda miyom içinde hangilerinin hastadaki şikayetlere yol açtığını belirlemek de olanaksızlaşır. 
 
 

 Myom tanısı nasıl konur?

Ultrasonografi
 
Miyomlar kadınlarda görülen rahimin en sık iyi huylu tümörü olması nedeniyle radyolojik bulguları tipik olup kolaylıkla saptanabilmektedir. Temel görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Ultrasonografi ses dalgaları ile çalışan ve vücuda zararlı olmayan bir tıbbi görüntüleme yöntemidir. Ultrasonografi ile miyom sayı ve yerleşimleri kolaylıkla tanınabilmektedir. Ultrasonografi direkt karından uygulanabildiği gibi kadınlık yolu (vajina) ile de daha doğrulukla gösterilebilmektedir. Zaman içerisinde miyomlarda büyüme ile birlikte yapısında değişiklikler gerçekleşmekte ve kireçlenme ya da içine kanama ve kistleşmeye bağlı görünümü değişebilmektedir. Bu miyomların dejenerasyonu olarak tanımlanır. Dejenere miyomların ultrasonografide kolaylıkla tanınabilirler. Miyomların diğer hastalıklardan ayırt edilmesi gerekir.
 
 
Ultrasonografide miyomun görünümü (Fibroid).
 
Doppler ultrasonografi tekniği ile miyomların kanlanması ve içerisindeki kan akım değerlerinin ölçümleri de yapılabilir. 
 
Manyetik Rezonans Görütüleme (MR) 
 
 Myomların yerleşim ve yaygınlıklarının ortaya konmasında en güvenilir yöntem manyetik rezonans görüntülemedir (MR). Miyomların görüntülenmesinde ultasonografi ile karşılaştırıldığında en yüksek doğruluk manyetik rezonans (MR) görüntüleme ile elde edilebilmektedir. Tedavi seçenekleri tartışılırken öcelikle alt karına yönelik bir kontrastlı MR incelemesi ile yapılması gerekir. Hastaların çoğunluğu daha önceden Ultrasonografi ile incelenmiştir.  
MR ile miyomların sayısını, yerleşimini ve tiplerini yüksek doğrulukla tanımlayabilmekteyiz. MR' ın her 3 düzlemde (ön arka, yan, yukarından aşağıya) görüntü alabilmesi nedeniyle saplı miyomlar saptanabilmekte ve endometrium ile submukozal miyom ilişkisi net gösterilebilmektedir. Ultasonografide tek miyom diye düşünülerek yapılan miyom çıkarma operasyonları sonrası kontrollerde miyomun tekrar ettiği düşünülür. Aslına MR ile miyomların sayısı ultrasonografiye göre daha yüksek doğrulukla tanımlanabilmektedir. 
MR miyomların büyümesine bağlı dejenerasyon denilen değişikliklerin de gösterilmesinde yüksek doğruluk oranların sahiptir. Dejenerasyon kireçlenme ya da miyom içerisinde nekroza bağlı kistik değişikliklerin ortaya çıkması olarak tanımlanır. MR ile miyom içerisindeki kistik alanlar gösterilir. Bu özellikle miyom embolizasyonu yapılacak hastalarda miyomun ne kadar küçülebileceğine ait ön görüye de katkı sağlar.  
 
Özellikle embolizasyon adaylarının MR ile incelenmesi miyomların sayısı ve yeri konusunda daha ayrıntılı bilgi vererek tedavi planlamasının daha doğru yapılmasını sağlar.
 

 27 yaşında hasta iki kez miyomektomi ameliyatı geçirmiş. Ameliyat sonrası yakınmalarının devam etmesi üzerine yapılan MR incelemesinde rahmi dolduran çok sayıda damardan zengin, tekrarlayan miyomlar izlenmiştir. Rahim boyutları 160x102 mm olarak ölçülmüştür (ortadaki imaj)
 
 
 
30 yaşında hasta, ağrı ve uzun süren adet kanamaları yakınması ile başvurdu. MR incelemesi yapıldı. 

 Miyomun MR görünümü, subseröz miyom. Farklı MR pozisyonlarında ve farklı MR tekniklerinde miyomun görünümü. 1.görüntü; ayakta duruyor gibi karşıdan bakıldığında ilaçsız ve sıvıları iyi gösteren MR tetkikinde miyom siyah olarak görülmektedir. 2. görüntü; ayakta duruyor gibi karşıdan bakıldığında ilaçlı MR incelemesinde miyomun dejenerasyonuna bağlı ilaç tutmaması. 3. görüntü; ayakta duruyor gibi yandan bakıldığında ilaçlı MR incelemesinde dejenere miyom görünümü. 4 görüntü; sırt üstü yatar gibi ayaklardan başa doğru bakıldığında ilaçsız 5. görüntü; ilaç sonrası miyomun dejenere görünümüne bağlı ilaç tutmaması.

Bu tür dejenere miyomlar MR incelemesinde ilaç tutmadığı için embolizasyona uygun değildir.  

Myomun Ameliyatsız Tedavisi, Myom Embolizasyonu

Miyom embolizasyonu 2000 yıllarda uygulanmaya başlanan ve gelişmiş ülkelerde sıklıkla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Miyom embolizasyonu histerektomi ve miyomektomi gibi geleneksel tedaviler ile karşılaştırıldığında hastanede daha kısa yatma ve daha çabuk iyileşme gibi avantajlar sunabilir.
 
Bu işlemde temel yöntem miyoma giden kan akışını ve besinini kesmek, benign tümörleri “açlığa mahkum ederek” küçülmelerini sağlamak, dolayısıyla hastanın yakınmalarını ortadan kaldırmak veya önemli ölçüde azaltmaktır. İlgili çalışmalar, bu işlemin uygulandığı hastaların 80-90%’ının şikayetlerinin ortadan kalktığını veya azaldığını göstermektedir. Daha önceki çalışmalarda sözkonusu işlem güvenli ve etkin olarak gösterilmiş olmasına rağmen bazı riskler taşımakta ve varsa uzun süreçli etkileri bilinmemektedir. Şikayete yol açan miyomları olan hastaların bir kısmı uterin arter embolizasyonu için iyi bir aday olabilir.
 
Lokal anestezi altında, kasıktan ince bir kateterle rahimi besleyen atardamarlara girilir ve bu damarları tıkayıcı tanecikler verilir. Damarları tıkanan miyomlar beslenemezler ve doku ölümü sonucu gittikçe küçülürler, böylece ağrı ve kanama gibi şikayetler kaybolur ya da belirgin olarak azalır. Normal rahim dokusu ise, karın bölgesindeki diğer damarlardan da beslenmeye devam ettiğinden embolizasyon işleminden etkilenmez.
 
Embolizasyon, rahim miyomlarının tedavisinde özellikle 2000’li yıllarda gittikçe daha sık olarak kullanılan bir yöntemdir. En önemli avantajları, lokal anestezi yardımıyla bir “anjiografi” işlemiyle yapılması, herhangi bir ameliyat kesisi olmaması ve hastaların çoğunun ertesi gün hastaneden ayrılabilmesidir. Bu yöntemin histerektomiye üstünlüğü, rahimin korunması, miyomektomiye üstünlüğü de sadece ameliyatla alınan miyomlara değil, rahimdeki tüm miyomlara etkili olmasıdır. Ancak her yöntem gibi embolizasyon tedavisi de “doğru seçilmiş” hastalara uygulandığı zaman başarılıdır ve bu seçim girişimsel radyologlar ve kadın doğum uzmanları tarafından yapılmalıdır.
 
Miyom Embolizasyon Tedavi Tekniği
 
Miyom embolizasyonu, girişimsel radyologlar tarafından anjiografi (DSA) cihazında lokal anestezi altında gerçekleştirilen bir işlemdir. Miyom embolizasyonu klasik anjiografi tekniği ile yapılır. Hastaya ağrı kesici ve rahatlatıcı ilaçlar verildikten sonra, anjiograrfi yöntemi kullanılarak kasıktan girilecek tarafa iğne yapılarak o bölge uyuşturulur. Daha sonra, kasık atardamarına girilir ve çok ince bir borucuk (kateter) rahimi besleyen atardamarlara ilerletilir. Gerekli anjiografik inceleme yapıldıktan sonra, bu borucuktan rahim ve miyom damarlarını tıkayan küçük tanecikler verilir. Yaklaşık bir saat kadar süren bu işlemden sonra, kontrol çekimleri yapılır ve kasıktaki kateter dışarı alınır. Kanamayı engellemek için, kasık atardamarına 15 dakika kadar elle basılır ve bandaj uygulanır.
 
Embolizasyon işlemi sırasında kateterden verilen taneciklerin büyük çoğunluğu miyom atardamarlarına gider, çünkü miyomlar rahim dokusuna göre çok daha fazla damar içerirler. Miyomlar sadece rahim damarlarından beslendiklerinden, embolizasyon sonrası oluşan kansızlığa dayanamazlar ve ölürler (nekroz). Embolizasyonda verilen taneciklerin küçük bir kısmı da rahim atardamarlarına gider. Ancak rahim, karın içinde çok sayıda başka damarlardan da beslendiğinden embolizasyon işleminden zarar görmez. Böylece embolizasyon işlemiyle rahim dokusu korunarak, rahim içine yerleşimli irili ufaklı tüm miyomlar etkili bir şekilde tedavi edilmiş olur.
 
Miyom embolizasyon işleminden sonra, hastaların büyük çoğunluğu bir gün hastanede kalırlar ve daha sonra normal yaşamlarına dönerler ve günlük aktivitelerinin çoğunu yerine getirebilirler.  İşlemden sonra, birkaç gün ağrı, bulantı ve ateş görülebilir, ancak bunlar ilaç tedavisiyle kolayca giderilebilir. Ortalama 2-3 gün içinde de ağrıları tamamen geçip normal yaşamlarına dönebilirler.
 
Embolizasyondan sonra ilk bir kaç ayda hastaların kanama, ağrı ve diğer şikayetlerinde %85-90 oranında kaybolma ya da belirgin azalma görülür. Genel olarak 1-2 ay içerisinde normal adet düzenine geri dönerler. Bu oran myomektominin oranlarına benzer düzeydedir. Başarılı bir embolizasyondan sonra miyomların kolay kolay nüksetmediği gözlenmiştir. Bir çalışmada, hastalar 6 yıl boyunca takip edilmiş ve embolize edilen miyomların hiçbirinde yeniden büyüme görülmemiştir. Embolizasyon yetersiz olursa her zaman tekrarlanabilir, tekrara rağmen başarısız kalınırsa da hasta için cerrahi tedavi seçenekleri her zaman için uygulanabilir. Bu özelliklerinden dolayı embolizasyon, bir çok miyom hastasında ilk uygulanması gereken tedavi yöntemidir
 
 
 
MİYOMLARIN MR GÖRÜNÜMÜ. İŞLEM ÖNCESİ MR MİYOMLAR YOĞUN KANLANMASINA BAĞLI KONTRASLI MR’DA BEYAZ GÖRÜNMEKTEDİR (SAĞ)
 
MİYOMLARIN ANJİOGRAFİ GÖRÜNÜMÜ.SAĞ UTERİN ARTER EMBOLİZASYON ÖNCESİ YOĞUN KANLANMA (SOL) VE SONRASI KANLANMANIN GÖRÜNMEMESİ (SAĞ)
 
MİYOMLARIN ANJİOGRAFİ GÖRÜNÜMÜ. SOL UTERİN ARTER EMBOLİZASYON ÖNCESİ YOĞUN KANLANMA(SAĞ) VE KANLANMAMA (SOL)
 
MİYOMLARIN 1. AY KONTROL MR GÖRÜNÜMÜ. MİYOMLARIN HİÇ KANLANMADIKLARI VE KÜÇÜLDÜKLERİ GÖRÜLÜYOR
 
MİYOMLARIN 6. AY KONTROL MR GÖRÜNÜMÜ. MİYOMLAR İLERİ DERECEDE KÜÇÜLÜP SİYAH NOKTA GİBİ GÖRÜNMEKTEDİR.
 
Miyom Embolizasyonun Avantajları
 
Miyom embolizasyonun, miyom tedavisinde kullanılan miyomektomi ve histerektomi ameliyatlarına göre aşağıdaki avantajları vardır:
 
İşlem, genel anestezi ya da belden iğne yapılmaksızın sadece kasık uyuşturularak ve hastaların kendi kontrollerindeki sistemler (PCA) ile ağrı kesiciler verilmesiyle yapılır.
Kan kaybı olmaz, kan transfüzyonu( kan aktarımı) gerekmez.
Ameliyat kesisi, yara izi olmaz, tüm tedavi kasıktaki 2mm lik bir delikten uygulanır.
Hastanede kalış süresi ve normal yaşama dönüş süresi daha kısadır.
İşleme bağlı komplikasyonlar görülebilir, ancak bu komplikasyon oranı miyomektomi ve histerektomiye göre daha düşüktür.
Histerektomiden farklı olarak rahim ve yumurtalıklar alınmaz, böylece  doğurganlığın korunması amaçlanırken histerektominin yarattığı problemler de yaşanmaz. Miyomektomiden farklı olarak da sadece ameliyatla çıkarılan miyom değil, rahimdeki tüm miyomlar tedavi edilebilir.
 
 
 
Miyom Embolizasyonun Riskleri
 
Miyom embolizasyonu oldukça güvenilir bir tedavi yöntemidir, miyomektomi ve histerektomiye göre komplikasyon (tedaviye bağlı problem yaşanması) oranı nisbeten daha düşüktür. Ancak her tedavi gibi embolizasyondan sonra da bazı yan etkiler oluşabilir:
 
- Embolizasyon uygulanan hastaların %1’ inden azında yapılan işleme bağlı olarak rahim dokusunda iskemi -hasar gelişebilir.
- Hastaların küçük bir kısmında işlemden sonra amenore (adetten kesilme) görülebilir. Bu olay genellikle geçicidir, ancak hastaların yaklaşık %4’ ünde kalıcı da olabilir. Kalıcı amenore (adet görmeme) özellikle yaşı 45’ in üzerinde olan ve menapoza yaklaşan kadınlarda daha sıktır.
- Hastaların %2’ sinden azında embolizasyondan sonra rahimde enfeksiyon gelişebilir ve ilave tedaviler gerekebilir.
- Yine hastaların %2’ sinden azında, işlemden sonra mikrobik olmayan iltihap ve buna bağlı vajinal akıntı gelişebilir.
- Hastaların %0-3 ünde embolize edilen miyomlar çocuk doğurur gibi vajinadan dışarı atılabilir. Nadir olgularda servikal kanal tıkanabilir ve küretaj ile temizlenmesi gerekebilir.
- İnce saplı (subseröz) miyomlar nadir olarak embolizasyon sonrası kopup karın boşluğu içine düşebilir. Ağrı ya da enfeksiyon nedeni olan bu miyomların laparoskopi ile çıkarılması gerekebilir.

Miyom Embolizasyonun Doğurganlığa (hamileliğe) Etkisi

Embolizasyondan sonra gebe kalan ve tamamen normal doğum yapan bir çok kadın mevcuttur. Dolayısıyla, miyom embolizasyon tedavisinin genel olarak gebe kalmaya ve sağlıklı doğum yapmaya bir engel oluşturmadığına inanılmaktadır. Ancak embolizasyon işlemi sırasında, teorik olarak çok az da olsa yumurtalıklara ve rahime kalıcı hasar verme riski mevcuttur. Bu konuda halen devam eden bir çok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar tamamlandığında, embolizasyonun miyom hastalarında doğurganlığa olumlu ya da olumsuz bir etkisi olup olmadığı daha net olarak anlaşılacaktır.
 
Şu anki bilgilerimize göre, gelecekte mutlaka gebelik isteyen genç kadınlarda, miyom tedavisi için ilk seçenek miyomektomi ameliyatı olmalıdır. Gebeliği mutlak koşul olarak görmeyen hastalarda, ya da miyomektomiye uygun olmayan hastalarda (çok sayıda miyom, ilk miyomektomi sonrası nüks, miyomektomiden sonra histerektomiye dönme ihtimalinin yüksek olduğu durumlar vs) genellikle embolizasyon tedavisi tercih edilmektedir. Histerektomi, doğurganlığı ortadan kaldırdığından bu grup hastalarda uygulanmamalıdır

Miyomektomi Sonrası Miyom Embolizasyonu

Hem embolizasyon hem de miyomektomi, rahim miyomlarını tek başına tedavi edebilen yöntemlerdir. Ancak bazı durumlarda, iki yöntemin birlikte kullanılması hasta için daha yararlı olabilir. Örneğin mutlaka miyomektomi ile tedavi edilmesi gereken, ancak ameliyatın zor ve kanamanın fazla olacağı düşünülen hastalarda, ameliyattan önce embolizasyonla miyom ve rahim damarları tıkanır ve daha sonra miyomektomi uygulanır. Bu tip hastalarda, embolizasyonda tıkayıcı materyal olarak geçici (birkaç gün içinde eriyerek vücuttan atılan) tanecikler kullanılmalıdır. Embolizasyon ve miyomektominin birlikte kullanımına bir başka örnek de, rahimde çok sayıda miyomu olan (bu nedenle embolizasyona uygun olan), ancak ek olarak saplı subseröz ya da submuköz miyomları olan (bu nedenle miyomektomiye uygun olan) hastalardır. Bu tür hastalarda, histerektomi yerine embolizasyon yapılıp laparoskopik ya da histeroskopik olarak saplı miyomlar alınabilir ve böylece rahim korunarak minik kesilerle hasta tedavi edilmiş olur.
 
Miyom Embolizasyondan sonra uygulanan miyomektomilerde, operasyon esnasında kan kaybının çok azaldığı, ameliyatın belirgin olarak kolaylaştığı ve rahimden daha fazla sayıda miyomun problemsiz olarak alınabildiği gösterilmiştir.
 

 

Miyom embolizasyonu sonrası 6. ay kontrolde tüm rahim boyutlarında ve her bir miyomda %75' lere yaklaşan küçülme saptanmıştır. 1. aydan itibaren hastanın yakınmaları düzelmiş ve normal adet düzenini kazanmıştır. 

Hangi Hastada Hangi Miyom Tedavisi

Rahim miyomlarının tedavisinde, günümüzde en sık kullanılan yöntemler histerektomi, miyomektomi ve miyom embolizasyonudur. Histerektomi ve miyomektomi, kadın doğum uzmanları tarafından, embolizasyon tedavisi ise girişimsel radyologlar tarafından yapılır. Bu nedenle, hangi hastada hangi tedavi yönteminin en uygun olacağı konusunda, ideal olarak kadın doğum uzmanları ve girişimsel radyologlar birlikte karar vermelidir. Bu mümkün olamıyorsa, özellikle histerektomi gibi telafisi mümkün olmayan bir operasyon yapılmadan önce, mutlaka miyom embolizasyonuyla ilgilenen bir girişimsel radyoloji uzmanının fikri alınmalıdır.
 
Miyom hastalarında hangi tedavinin seçileceği miyom embolizasyonuna karar vermeden önce, aşağıdaki faktörler göz önünde bulundurulmalıdır:
 
- Miyomların sayısı, boyutu ve yerleşimi
- Kanser olasılığı
- Doğurganlık isteği
- Hastanın tercihi
 
Miyom Sayısı ve Rahim İçindeki Yerleşimi
 
Rahim içindeki miyomların sayısı, uygulanacak tedavi yöntemini belirlemede en önemli kriterlerden birisidir. Eğer hastada tek bir miyom varsa ve hasta şikayetlerini açıklıyorsa, miyomektomi ile bu miyom çıkartılabilir ve rahim alınmadan hastanın tüm problemleri çözülebilir. Ancak bu, nadir rastlanan bir durumdur. Miyomlar genellikle çok sayıda ve irili ufaklıdır. Rahimdeki miyom sayısı ne kadar fazlaysa, miyomların tümünü çıkarmak o kadar güçleşir, miyomektomiye bağlı kan kaybı ve diğer komplikasyonlar o kadar artar ve ameliyatın histerektomiye dönüşme riski o kadar büyür. Ayrıca, çok sayıda miyom içinde hangilerinin hastadaki şikayetlere yol açtığını belirlemek de olanaksızlaşır. Bu durumda, miyomektomide ısrar edilirse, operasyonun başarı şansı düşer ve şikayetler geçmezse ikinci bir ameliyat (genellikle histerektomi) uygulamak gerekebilir. Oysa bu tür hastalarda, embolizasyon tedavisiyle rahim alınmaksızın tüm miyomlar etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Rahim içinde çok sayıda miyomu olan hastalarda ilk seçilecek tedavi yöntemi embolizasyon olmalıdır.
 
Miyomların rahim içindeki yerleşimi de uygulanacak tedavi yöntemini belirleme de önemlidir. Genel olarak, embolizasyon rahimin tüm katmanlarındaki miyomlara etkilidir. Ancak, rahim boşluğuna (submukozal) ya da rahim dışına (subserozal) doğru büyüyen ve rahim dokusuna dar bir boyunla tutunan (saplı) miyomlar embolizasyondan sonra bazı problemler yaratabilirler. Bu tip miyomlar, embolizasyondan sonra rahimden kopabilir ve rahim boşluğunu tıkayabilir ya da karın boşluğuna düşerek kronik ağrıya neden olabilir. Oysa bu tür miyomlar, rahimle bağlantıları zayıf olduğundan miyomektomi ile kolayca alınabilirler. Dolayısıyla, submukozal ya da subserozal saplı miyomlar saptanırsa, ilk seçilecek tedavi yöntemi miyomektomi olmalıdır.
 
Bu kriterlerin ideal olarak kullanılabilmesi için rahim içindeki miyomların sayısının ve yerleşimlerinin doğru biçimde belirlenebilmesi gerekir. Günümüzde, rahimdeki miyomları en iyi gösteren yöntemler ultrasonografi (US) ve manyetik rezonanstır (MR). Ancak, bu konuda MR US ye göre daha üstündür. MR ile, miyomların hem sayısı hem de yerleşimleri US ye göre çok daha iyi gösterilebilir. MR, aynı zamanda miyom belirtilerini taklit eden adenomiyozis ve endometriyozis gibi hastalıkları da en iyi gösteren yöntemdir. Bu nedenle, miyom hastalarında hangi tedavi yönteminin seçileceğine karar vermeden önce, mutlaka rahim ve yumurtalıklara yönelik bir MR incelemesi yapılmalıdır.
 
Miyomlarda Kanser Olasılığı
 
Rahim miyomları olan bir hastada, ilave olarak rahim veya yumurtalıkta biyopsi ile kanser tanısı konmuşsa, bu hasta için ideal tedavi histerektomi ve/veya ooferektomidir. Eğer miyomlu bir hastada yumurtalık kanserine ailevi bir yatkınlık varsa, yumurtalıklar tedbir amaçlı olarak alınabilir, bu sırada histerektomi de uygulanabilir. Eğer miyomlu bir hastada, yaş, belirtiler ve US+MR tetkikleri sonucunda rahim ya da yumurtalık kanseri ihtimali çok kuvvetli görülürse de, yine histerektomi ve beraberinde ooferektomi yapılabilir.
 
Embolizasyon normal rahim dokusuna zarar verir mi?
 
Miyomu besleyen atardamar çapları ile normal rahim dokusunu besleyen çaplar eşit değildir. Miyom dokusu damardan zengindir bu nedenle miyomu besleyen ve miyom içindeki damar çapları daha geniş olabilmektedir. Normal rahim dokusunu besleyen ve rahim dokusu içindeki damar çapları 150-300 mikron arasında değişirken myom dokusunu besleyen atardamar çapları 350-500 mikron düzeylerindedir.
 
Bu çaplar dikkate alınarak miyom embolizasyonunda kullanılan  en küçük partikül çapı 500 mikron olup başlangıçta 500-700 mikron partikül tercih edilmektedir. Bu boyuttaki partikül miyom dokusu içerisinde birikirken normal rahim dokusuna ulaşamamaktadır.
 
Hastanın Tercihi
 
Bir çok hastada, rahim miyomlarının tedavisinde embolizasyon, miyomektomi ya da histerektomi yöntemlerinin tümü ya da ikisi uygun olabilir. Bu durumda, hastaya uygulanabilecek tedavilerin her birinin üstünlük ve sınıramaları anlatılmalı ve hastanın kendi vücuduna ait bir organla ilgili kendi vereceği karara saygı duyulmalıdır.
 

Miyomum var, Ne yapmalıyım?

Miyom embolizasyonu yaklaşık 10 yıldan beri tarafımızdan başarı ile uygulanmaktadır. İşlem girişimsel radyoloji bölümümüzde anjiografi ünitesinde yapılmaktadır. Yurt içinden ya da yurt dışından gelen hastalarımızın hazırlıkları titizlikle yapılmakta ve hastanede 1 günlük yatış gerekmektedir. İstanbul dışına ya da yurt dışına çıkacak hastalarda 1 gün hastanede, ertesi gün İstanbul’ da konaklamalarını daha sonra seyahat etmelerini öneriyoruz.
 
İletişim bölümündeki telefon numaralarından randevu alarak bölümümüze başvurup süreci başlatabilirsiniz.
 
İşlem öncesi hazırlık?
 
Miyom saptanmış ya da miyomu destekleyen yakınmaları bulunan hastalar ultrasonografi ile tekrar değerlendirilir. Pelvik alan -karın alt kısmı detaylı olarak incelenir.
 
Pelvik(Alt batın) manyetik rezonans (MR)  kontrastlı incelemesi yapılır. Bu inceleme öncesi en az 4 saatlik açlık gerekmektedir. Pelvik MR ile miyomların sayısı, yerleşimi, ilaç (kontrast) tutma özellikleri, yumurtalıklar, çevre doku değerlendirilir. Miyom dışı kanamaya neden olan diğer nedenlerin ekarte edilmesi gerekir.
 
Son bir yıllık vajinal smear testi gerekir, bulunmadığı taktirde kadın-doğum polikliniğinde vajinal smear testi alınır. Bekar kadınlarda bu testin yapılması isteğe bağlıdır.
 
Anormal ve ara kanaması olan, ultrasonografi ya da MR bulguları diğer nedenleri özellikle kötü huylu tümörleri desteklediği taktirde endometrial biyopsi yapılması gerekir.
 
Miyom embolizasyon öncesi enfeksiyon ya da miyom dışı diğer kötü huylu tümörlerin mutlaka ekarte edilmesi gerekir.
 
Kan testleri, üre, kreatin, PT, PTT, INR, hemogram bakılır. Anormal testlerin işlem öncesi düzeltilmesi yararlı olur.

İşlem günü hazırlık ve Girişim ?
  •  Hasta 1 gün kalacağı odasına alınır.
  • İşlemden hemen önce damar yolu açılır, bu sonraki tedavilerin rahat uygulanabilmesi amacını taşır. İdrar sondası takılır.
  • İşlem öncesinde antibiyotik başlanır, işlemden sonra 3 gün boyunca devam edilir.
  • İşlem öncesi hastanın bulantısını, stresini ve gelişebilecek ağrısını azaltmak için bulantı giderici (antiemetik), sedatif ve ağrı kesiciler uygulanır.
  • İşlem süresince de ağrı kesici infüzyon şeklinde yavaş olarak damardan uygulanır.
  • Hasta işlem için anjiografi ünitesine alınır.
  • Kasık steril olarak hazırlanır.
  • Kasık lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra iğne, kılavuz tel, kılıf kullanılarak atardamar (femoral artere) girilir.
  • Her iki tarafta rahim atardamalarının (uterin arterler) en uç kesimlerine ince kateterler ile (superselektif olarak) ulaşılır.
  • Mikrokateter (ince borucuklar) buraya ulaştırıldıktan sonra kontrast madde verilerek anjiografi görüntüleri elde edilir. Sadece rahim atardamarı (Uterin arter) dışında diğer damarların dolmadığı ya da dokuların görülmediğinden emin olunur.
  • Diğer damarların korunması önemlidir.
  • Mikrokateterin sadece rahim atardamarını doldurduğundan bir kez daha emin olunur.
  • Mikrokateterden en küçük boyutu 500-700 mikron olan partiküller yavaş şekilde verilir.
  • Uterin arterin tamamen tıkandığından emin olunduktan sonra diğer taraftaki uterin artere geçilerek aynı teknikle tıkanır.
  • İşlem sonunda miyomları besleyecek olası diğer damalar araştırılır ve ekarte edilir.
  • İşlem sonlandırılır.
  • Kasıktaki kılıf çıkarılarak kanama kontrolü yapılır ve bandaj uygulanır.
  • Hasta takip amacıyla yatağına transfer edilir.

İşlem sonrası takip?
 
Hasta bulantı kusma, ağrı yakınmalarına karşın takip edilir ve gerekli tedavi uygulanır.
İşlemden sonra kasıktaki giriş yerinin kontrolü ve kanama riskini azaltmak amacıyla 4 saat süresince kasığa kum torbası konur.
İşlemden sonra hastanın en az 8 saat yatağından kalkmasına izin verilmez. Bu süreçte tuvalet ihtiyaçları yatağında karşılanır.
Yatış süresince hastanın ateş, tansiyon ve nabız takibi yapılır.
Ertesi sabah kasık bandajı çıkarılır.
Taburculuk işlemleri başlatılır, ağrı kesici ve antibiyotik tedavisi önerileri ile taburcu edilir.
Yurt dışına gidecek hastaların 1 gün daha İstanbul’ da kalmaları istenir.
İşlemden sonraki günlerde düzensiz kanamaların olabileceği, adetlerin düzene girmesinin bir kaç ay sürebileceği bildirilir.
1. ay, 6. ay ve 1. yıl pelvik MR takipleri planlanır.
MR kontrollerinde miyomların hiç kontrast (ilaç) tutmamaları işlemin başarılı olduğunun göstergesidir.


Merak Ettikleriniz ? Nedir ?  

Vajinal Smear nedir?
 
Rahim ağzı ve vaginayı çok katlı bir epitel döşer. Bu epitel zaman içinde doğal olarak dökülür ve yerini taze epitel alır. İşte bu dökülen hücrelerin alınıp boyanıp mikroskop altında incelenmesine smear denir.
 
Premenopoz nedir?
 
Menapoz yumurtalıkların ostrojen hormon üretiminin azalmasını takiben adetin kalıcı olarak kesilmesidir. Premenopoz (klimakterik) menopozdan hemen öncesi ile hemen sonrasında uzanan dönemdir ve genellikle 45–55 yaşları civarıdır.
 
Laparoskopi nedir?
 
Laparoskopi genel anestezi altında yapılan ve göbek deliğinden ince bir teleskopun karın içine sokularak karın içi organlarının görüntülenmesi prensibine dayanan bir ameliyattır. Karın içini aydınlatarak, hastalık veya problemleri doğrudan gözlemleme ve de gerekirse aynı anda karında çeşitli bölgelerine açılan 3 – 5 mm’lik deliklerden içeri sokulan yardımcı aletler ile tedavi olanağı da verir. Halk arasında kapalı, kansız ya da bıçaksız ameliyat olarak da bilinir. 
 
Uterine arter embolizasyonu (Miyom embolizasyonu) miyom dışında başka hastalıklarda da uygulanır mı?
 
- Jinekolojik hastalıklar; adenomiyozis, kanamanın kontrol edilemediği malign jinekolojik hastalarda
- Obstetrik hastalıklar; postpartum hemoraji olarak tanımlanan doğum sonrası durdurulamayan kanamalar, ilaç tedavisine dirençli stabil dış gebeliklerde de uterin arter embolizasyonu uygulanır. 
 
Miyom embolizasyonun cinsel yaşama etkisi nedir?
 
Miyomların cinsel hayata ve yaşam kalitesine olumsuz etkisinin olduğu bir çok çalışmada gösterilmiştir. 
 
Yapılan araştırmada (Cardiovasc Intervent Radiol 2017; 40:1169-1175) miyom embolizasyon öncesi ve embolizasyondan 1 yıl sonra kadınların cinsel hayatları diğer bir ifade ile seks yaşamları karşılaştırılmış. 170 kadının 134' ünde (%78.8) öncesi ile karşılaştırıldığında embolizasyon sonrası cinsel hayatlarının geliştiği bildirilmiştir. Hastaların %90.2 sinde yaşam kalitesinin de arttığı belirlenmiştir.  
 
 
Manyetik rezonans (MR) Görüntüleme nedir?
 
MR manyetik alan içerisinde vücudun görüntülenmesidir. MR odasında yaratılan manyetik alan ortamında vücut bölgelerine radyofrekans dalgaları gönderilerek tıbbi görüntüleme yapılır. Temelde radyasyon kullanılmaması incelemenin en önemli avantajıdır. Normal insanlarda incelemenin önemli bir riski olmamakla birlikte MR odasına girilmesinde mahsur bulunan durumlar söz konusudur. Vücudunda metalik protez, kalp pili, işitme cihazı, diş teli bulunan hastaların girmemesi gerekir. Yeni nesil titanyumdan yapılan protez taşıyan hastaların MR çekilmesinde mahsur bulunmamaktadır.
 
MR çekimlerinde miyomların sayı ve yerleşimlerinin net saptanabilmesi için işlem sırasında koldan ilaç verilir. Bu ilaç bir kontrast maddedir. Eğer bir doku damardan zengin ya da çok damarlı ise kontrast madde kan akımı yolu ile giderek bu dokuda birikir ve MR çekimi sırasında bu dokunun parlaklaşmasını ve daha iyi görünüm hale gelmesini sağlar.
 
Kontrast maddelerin uygulanbilmesi için kişinin böbreklerinin normal olarak çalışıyor olması gerekir. Böbrek sorunları olan, daha önce kontrast madde alerjisi öyküsü bulunan hastalarda kontrast madde kullanılmamamalıdır.
 
Anjiografi Nedir ?
 
 ANJİOGRAFİ ÜNİTESİ 

Anjiografi damarların görüntülenmesinde kullanılan en gelişmiş tıbbi görüntüleme cihazlarından biridir. Görüntü elde edebilmek için damarın içerisine x ışınlarının geçisini azaltan (soğuran) kontrast madde denilen iyot içeren ilaçların verilmesi gerekmektedir. Anjiografide önemli olan hangi damarın görüntülenmesinin yapılacağına karar verip ilaçın o anda görüntülemek istenen damar içerisinde olmasını sağlamaktır. 
  
Kasık ya da el bileği atardamarından (arter) girilerek hedef organı besleyen artere kateter yerleştirilir. Kateterin bir ucu görüntülemek istenen arterde iken diğer ucu kasıktan dışarıya uzanır. Kateterin dışarında kalan kısmından el ile ya da otomatik enjektör yardımlı ile kontrast madde verilerek damarların görüntülenmesi tekniğidir.
 
Anjiografi arteriografi yerine de geçer ve genellikle arterlerin görüntülenmesini gösterir. Aynı işlem toplardamarlarda (venlerde) yapıldığında işlemin ya da tekniğin adı venografidir.
 
İşlemin riskleri bulunmaktadır. Bunlar; 
  • Kasıkta kanama (hematom)
  • İlaç allerjisi
  • Kateterin agresif manuplasyonuna bağlı emboli gelişmesi
  • Damarda hasar, yırtılma ya da diseksiyon (katmanlarının ayrılması)

Etiketler:
miyom nedir; miyom belirtileri;  miyom nedir belirtileri nelerdir; miyom ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gerekenler;  miyom; embolizasyonumiyom ameliyatı olanlar;  miyom ameliyatı;  miyom tedavisi;  miyom ameliyatı izle;  miyom hamile kalmaya engel mi; miyom hamileliğe engel mi; miyom hamilelik; miyom hamilelikte küçülür mü; miyom tedavisi; miyom ameliyatı; miyom istanbul;  İstanbul da miyom embolizasyonu; myoma uteri;
<myom> <myom embolizasyonu> <miyom> <miyom tedavisi>
 
 

 

back to top